RTÜK Şikayet Hattı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
RTÜK Şikayet Hattı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2017 Cuma

Evlendir/me/me Programları veya Algı Yönetimi

Diyanet İşleri Başkanlığı'nı ülkemizin tüm camilerinden okutturduğu Cuma Namazı hutbesi dolayısıyla tebrik ederek yazıma başlamak istiyorum. 3 Şubat Cuma günü ülkenin her yerindeki camilerin minberlerinden insanlara, evliliğin öneminden bahsedildi. Genelde çokta suya sabuna dokunmadan genel ifadelerle geçiştirilen hutbeler gibi değildi bu seferki hutbe. Hedefi tam gören ve konumu tam belirleyen bir hutbeydi.
Hutbede evlilik kurumunun ne denli önemli bir kurum olduğundan bahsedildikten sonra televizyonlarda yayınlanan televizyon programı, dizi veya filmlerde insanlara evlilik dışı ilişkilerin özendirildiğinden ve hatta evlendirme programı adı altında yapılan programların evlilik müessesesini istismar ettiği ve itibarsızlaştırdığından bahsedildi. Ayrıca bazı televizyon dizileri ve filmlerindeki evlilik dışı ilişkiler, ihanet, nikahsız birlikteliğin özendirilmesi gibi meselelere hutbede değinilmesi takdire şayandı. Ayrıca hutbede verilen 2015 yılına ait evlenme, boşanma ve boşanmalar dolayısıyla anne sevgisinden veya baba şefkatinden mahrum kalan çocukların da sayılarının istatistiksel olarak verilmesinin de çok önemli olduğunu düşünüyorum. Toplumun güncelinde olan veya toplumu olumsuz olarak yönlendirmesi kati olan bu tür programlara hutbede yer verilmesinin bazı kesimler tarafından eleştirilebileceğini de biliyorum. Ama unutmamak gerekir ki, hutbenin ruhuna uygun olanı toplumun güncelinin hutbelere taşınabilmesidir. O nedenle Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nü bu hutbe dolayısıyla tekraren tebrik ediyor ve toplumun günceline hitap eden hutbelerin sayılarının artarak devamını diliyorum.    
Tabi ki, toplumu ifsat eden veya kötüye yönlendiren programlar hutbede belirtilenlerle sınırlı değil. Birçok film veya programda subliminal mesajların verildiği veya insanların bilinçaltına atıflar yapan 25. Kare meselesini artık bilmeyen de kalmadı zannediyorum. Bu şekilde insanların algıları yönlendirilebiliyor veya insanlar herhangi bir ürün veya markaya yönlendirilebiliyorlar. Ayrıca insanların bilinçaltlarına şiddet eğilimlerinden, pornografiye kadar birçok gizli mesajın bu yöntemlerle gönderilebildiğini biliyoruz. Çocuklarımızın dikkatle izlediği çizgi filmlerden tutun da reklamlara, televizyon dizilerine veya çeşitli görsellere varana kadar bilinçaltımıza gönderilen bu gizli mesajların ne olduğunu dahi maalesef fark edemiyoruz.
Peki, vatandaş olarak bize düşen nedir? Öncelikli olarak televizyon yoluyla evimize giren bilginin denetiminin biz de olması şarttır. Peki, bu nasıl olacak? Seçici davranmakla olacak tabi ki. Allah-u Teala Kur'an-ı Kerim'de Hucurat Suresi'nin 6. Ayetinde "Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın." buyurmaktadır. O nedenle öncelikle fasık olan yollardan gelen bilgilere çok dikkat etmek gerekmekte. Her kanalı veya her programı, diziyi, filmi sorgulamaksızın izlemek veya takip etmek yerine seçici olmak gerekmekte. Ayrıca hoşumuza gitmeyen veya toplumu ifsat ettiğini, insanları olumsuz etkilediğini düşündüğümüz film, program veya dizileri muhakkak RTÜK şikayet hattına şikayet etmeliyiz. 444 1 178 nolu telefon arandığında karşınıza daha önceden teyp kaydı çıkmakta iken şu an ise çağrı merkezi operatörleri çıkmakta ve operatörler tarafından şikayetleriniz kayda alınmakta ve telefonunuza hemen "şu kayıt numarası ile şikayetiniz alınmıştır" şeklinde bir mesaj gelmektedir. Peygamber efendimiz bir kötülük gördüğümüzde izleyeceğimiz yolu bizlere şu şekilde göstermiştir. "Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin, eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin, buna da gücü yetmezse, kalbiyle buğzetsin (kalben karşı koysun). Bu da imanın en zayıf derecesidir. (Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.)" O nedenle elimizden gelen, bu hattı arayarak şikayette bulunmaksa en azından bunu yapmalıyız. "Ya, sadece benim şikayetimden ne olur?" diye de düşünülmemeli. Unutulmamalıdır ki, bütün çoklar birlerden oluşur. O birleri de meydana getirecek olanlar bizleriz. O nedenle herkes üzerine düşeni yapmalı, sonra konuşmalı. 

15 Temmuz 2016 Cuma

RTÜK Ne İş Yapar?


            Hızla gelişen ve değişen dünyada birçok elektronik alet hayatımıza çok hızlı bir giriş yaptı. Radyolardı ilk göz ağrıları insanları, sonrasında televizyon geldi, bilgisayarlar, tabletler, akıllı telefonlar derken teknolojik üs haline geldi her ev, her birey.
            Gelişiyle en çok heyecan uyandıranlardandı televizyon. Herkesin alamadığı ve alanların da evlerinin konu komşuyla dolup taştığı tek kanalın olduğu zamanlarda masumca hayaller de kurdurdu belki insanlara televizyon. Ama ya şimdi? Şimdi yüzlerce kanal var televizyonlarda. Karasal yayında her ne kadar kanal sayısı az olsa da uydu yayınları, dijital platformlar ve kablolu yayınlarla belki binleri buluyor kanallar. Her birinin kendine has bir izleyici kitlesi var muhakkak ki, ayakta kalabiliyorlar.
            Tek kanalın olduğu dönemde şüphesiz denetimi de daha kolaydı televizyonun. Ama ya şimdi? Bu kadar yayın organının denetimi tabi ki kolay değil. Televizyonlar izlenme oranlarını artırma ve daha çok para kazanma adına her türlü yayını yapabiliyorlar. Toplum için eğitici ve öğretici programların yanında toplumun en temel dinamiklerini dahi dinamitleyici yayınlar da az değil. Aile kurumunu hedef alan, toplumun dinî ve kültürel değerlerini hiçe sayan, özgürlük adı altında her türlü olumsuzluğun reklamının da yapıldığı televizyon, aynı zamanda çıplaklık kültürünü de topluma aşılıyor. Diğer bir yönüyle de televizyonlar, ticaretin ve dolandırıcılığın da yeni mekanları. Birbirinden farklı birçok ürünün pazarlandığı ekranlarda aynı zamanda değişik yöntemlerle insanlar da dolandırabiliyorlar. Bunun yanında televizyonlar, propaganda aracı olarak da kullanılıyor. Özel olarak kurulmuş veya kurdurulmuş bazı kanallar sadece kendi partisinin, kendi ideolojisinin, kendi yandaşının, kendi inancının veya kendi hizbinin ve hatta sempatizanı oldukları terör örgütlerinin dahi reklamını yapma peşindeler. Aleni bir şekilde PKK reklamı yapan veya misyonerlik faaliyetleri yürüten kanal dahi bulmak mümkün TÜRKSAT uydusu kanallarında. Bazen akla şu soru gelmiyor değil. Bir izleyen olarak bunları ben anlayabiliyorum da acaba RTÜK anlayamıyor mu?
            Televizyonlarda dinî anlamda kendi reklamını yapanlar da yok değil tabi ki. Kendinin peygamber olduğunu zanneden kişilerin reklamını sürekli yapan kanallar mı ararsın, kendinin mehdi olduğunu söylemeyen ama bütün işaretlerin kendinde yoğunlaştığı iddia edenlerin sürekli reklamının yapıldığı kanallar mı? Değişik tarihlerde ve değişik yerlerde yapmış olduğu sohbet veya vaazları tekrar tekrar yayınlatanlar mı yoksa her ettiği duanın kabul olduğuna çevresindekileri inandıran ve arayan kişilere yarım yamalak Arapçasıyla salavat dahi getirmekten aciz güya dua edenler mi? Tabi ki bunu yanında din simsarları, dinî argümanları kullanarak satış yapmaya çalışanlar da var. Güya dinî kıyafetler içerisinde sırf pazarlama yapabilmek için çörek otu yağının neredeyse jet yakıtı mesabesinde değerli gibi pazarlandığı kanallardan tutun da her derde deva şifreli dualar ve tılsımların pazarlandığı kanallar mı?
            Geçenlerde bir kanalda şunu dahi gördüm. Sakallı, sarıklı, cüppeli bir şahıs bir masada oturuyor. Önünde bir Kur'an-ı Kerim, kalem ve kağıt var sadece. Ekranın altında yazan telefon numaralarından insanlar programı arıyor ve yapacağı her hangi bir işin hayır mı yoksa şer mi olduğunu ekrandaki kişiye soruyor. Kendini hoca diye vasıflandıran ilgili kişide arayan kişinin annesinin adını soruyor. Anne adı söylendikten sonra kişi Kur'an-ı Kerim'den herhangi bir yeri açıyor ve falanca sure diyerek surenin ismini söylüyor. O sırada beş on saniyelik kısa bir müzik sesi giriyor ve kişi ekranda o sırada kalem ve kağıtla bazı hesaplamalar yapıyor gibi görünüyor. Daha sonra arayan kişiye yapacağı işin hayırlı veya hayırsız olduğunu söyleyerek yap veya yapma diyor. Gaybı sadece Allah'ın bilebileceği defalarca kez Kur'an-ı Kerim'de yer alıyorken bunu yapan nasıl hoca, buna inanan nasıl Müslüman? İskambil kağıtlarıyla fal açar gibi adam Kur'an'dan resmen fal bakıyor. Ve falın her türlüsü de dinimizce haram olduğu beyan edildiği halde.
            RTÜK bir denetleme mekanizması olarak bu tür yayınları denetlemelidir. Bunun yanında Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'na bağlı bir kuruluş olan TÜRKSAT bu tür yayınlara izin vermemelidir. Biz vatandaşlar olarak da muhakkak rahatsızlık duyduğumuz yayınlar hakkında RTÜK şikayet hattı olan 4441178 nolu telefonu arayarak rahatsızlığımızı dile getirmeliyiz. Eğer rahatsızlığımızı ilgili mercilere yapacağımız başvurularla dile getirmiyorsak o halde televizyon yayınlarından yakınma hakkını da kendimizde görmemeliyiz.

            Vesselam...