Ondokuzmayıs Üniversitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ondokuzmayıs Üniversitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2016 Perşembe

Bir Temcit Pilavı Hikayesi: Hukuk Fakültesi'nin Samsun'a Taşınması

Bundan beş yıl önce Ondokuzmayıs Üniversitesi Ali Fuat Başgil Hukuk Fakültesi Çarşamba'da eğitim öğretim faaliyetlerine başladı. Çarşamba'da çok büyük bir heyecana sebep olan Hukuk Fakültesi'nin ilçeye gelmesinde özellikle Hayırsever Diş Doktoru (Merhum) Mustafa Kemal Güneşdoğdu ve kendisi de hukukçu olan Çarşamba Belediye Başkanı Av. Hüseyin Dündar'ın katkıları büyük. Hayırsever Diş Doktoru (Merhum) Mustafa Kemal Güneşdoğdu'nun bütün birikimini Çarşamba'da bir üniversitenin kurulabilmesi için kampüs yapımı için harcadığı herkesin malumu.
Ondokuzmayıs Üniversitesi bünyesindeki Kurupelit Kampüsü'nde bulunan İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi'nin binasına ilk öğrencilerini kabul eden ve sonrasında Çarşamba'ya taşınarak ülkemizin yetiştirdiği en büyük hukukçulardan, kendisi de Çarşambalı olan Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil'in adını alan Hukuk Fakültesi, ilçede yer alan ve aynı zamanda bir önadı olan ilk ve tek Hukuk Fakültesi. Çarşamba'ya geldiği günden beri sürekli olarak Samsun'a taşınması gündeme getirilen fakültenin Samsun'a geri dönmesi için davalar dahi açıldı. İlk başlarda Çarşamba'da öğrencilerin barınması için imkanlar sınırlı olsa da günümüzde bu sorun tamamen çözülmüş durumda.
Çeşitli zamanlarda öğrencilerden veya fakültenin akademik kadrosundan gelen Samsun'a taşınmaya ilişkin istekler hem aynı sebeplere dayandırılıyor. Öğrencilerin Çarşamba'da konaklamalarının zorluğu, Samsun'a uzaklık, sosyal ortamın zayıflığı vb. Öğrenci veya akademik personelin karşılaştığı zorluklar muhakkak değerlendirilmeli fakat öne sürülen bu isteklerin birçoğunun esasında sağlam dayanaklarının olmadığı da malum. Günümüzde Çarşamba'da Kredi Yurtlar Kurumu'na ait veya özel teşebbüs ve vakıflarca yönetilen yurtlar mevcut. Barınma ile alakalı hiçbir problemin yaşanmayacağı Çarşamba'da çok sayıda kaloriferli kiralık daire de mevcut. Ayrıca Çarşamba'da kalmak istemeyip Samsun'a gidiş geliş yapmak isteyenler için de sabah erken saatlerden gece yarısına kadar sürekli olarak dolmuş otobüsler mevcut. Ayrıca Tekkeköy'e kadar faal olan ve yakın zamanda havaalanına kadar da faaliyette olacak olan tramvay da yeni bir alternatif. Ayrıca havaalanın da bulunduğu Çarşamba, Karadeniz Sahil Yolu üzerinde bulunması hasebiyle kesinlikle ulaşım problemi yaşanmayacak bir ilçe. Ayrıca Canik veya İlkadım'da ikamet eden birinin otobüsle Kurupelit Kampüsüne sabah saatlerinde yoğun olan trafikte ne kadar sürede gidebileceği de düşünülmeli ve sonrasında Çarşamba'ya yapılacak yolculuk tekrar değerlendirilmeli. Sosyal ortamın zayıflığı meselesine gelince de artık iki tane dört yıllık fakültenin (Hukuk Fakültesi ve İletişim Fakültesi, Sosyal ve Beşerî İlimler Fakültesi adıyla üçüncü fakültede yakın zamanda açılacak) ve iki tane de meslek yüksekokulunun (Çarşamba Ticaret Borsası MYO ve Mehmet Tülazoğlu MYO) bulunduğu bir ilçede öğrencilere hitap eden sosyal ortamların gelişmekte olduğu da muhakkak. Ayrıca Çarşamba'nın kentleşme ve şehir merkezindeki sosyal donatı ve alanlarının ne kadar büyük bir gelişim gösterdiği de herkesin malumu ve takdirleri de kazanmış durumda.
Çeşitli zamanlarda gündeme getirilen Hukuk Fakültesi'nin Samsun'a taşınması meselesi sanki rektör değişimiyle ilintili fikrini de akıllara getirmiyor değil. Bu dönemde aynı mevzunun yeniden gündeme getirilmesi yeni rektörle yeni bir şans daha denendi izlenimini de vermekte. Fakat gerek Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz gerekse Vali İbrahim Şahin tarafından kesin ifadelerle fakültenin taşınmanın gündemde olmadığı beyanlarıyla gündemden çıkmış gibi görünen Hukuk Fakültesi'nin Samsun'a taşınması meselesi esasında Çarşamba için hayırlı bir işe de vesile oldu. Bir süredir Samsun'a yapılacak ikinci devlet üniversitesinin Çarşamba'da olması isteği Çarşamba'da bulunan sivil toplum kuruluşları tarafından daha gür sesle dile getirilmeye başlandı. Çarşamba merkezli olarak kurulacak olan "Çarşamba Yeşilırmak Üniversitesi" temcit pilavı gibi sürekli öne sürülen Hukuk Fakültesinin Samsun'a taşınması meselesine de bir son verecek ve bu yollu hayalleri olanların da heveslerini kursaklarında bırakacak gibi görünüyor.

1 Ekim 2016 Cumartesi

Geç Kalmış Bir Yazı: Dayım İbrahim Kartal

İki yılı geçmiş Hakka yürüyeli... Daha öncesinde bir şeyler yazmalıydım hakkında belki ama nasip işte, bugüneymiş demek ki...
İbrahim Kartal, Prof. Dr. İbrahim Kartal... Rahmetli dayım... Her zaman ünvanı kendinden sonra geldi. Hiçbir zaman unvanı isminin önüne geçemedi. Bazen elinde fışkın çubuk (ince uzun fındık dalı) tarlaya hayvan kovalayacak kadar doğal, bazen ise traktör sırtında fındık tarlasında çalışıyorken... Her zaman doğaldı. Kimseye yüksekten bakmazdı. Hiçbir zaman "ne oldum delisi" olmadı, olamazdı da zaten. Öyle bir şey görmemişti de ailesinden. Fakirlik içinde bir aileye doğmuş, yıllarca fakirlik içerisinde okumuş, okuldan arta kalan boş zamanlarında hep çalışmış. Sıradan insanlarla arkadaşlık kuran, onların fikirlerine değer veren ve ne kadar cahilane de olsa söylenenler onları kırmadan dinleyen biri. Oturduğu, sohbet ettiği ortamlarda asla unvanıyla konuşmayan bir adam, herkes gibi, halktan biriydi.
Aynı zamanda çocukluğumun da en önemli simalarındandı dayım. Çocukluğumuza ait ne kadar fotoğraf varsa neredeyse hepsi onun çekimi. Evinde bulunan kütüphanesi gibi bir kütüphanem olsun hayal ederdim çocukken hep. Satrançla bizi ilk defa tanıştıran ve yine ilk yüzme hocamdı da aynı zamanda dayım. Kütüphanesinden okumamız içi verdiği kitaplar millî ve manevî alt yapımızı inşa etmiş aslında bizler farkına varmadan. Kendisi de çok severdi okumayı, hem okur hem de bizleri okumaya sevk ederdi. Bilgisayarı ilk gördüğüm ve ilk tuşlarına dokunduğum yer de yine dayımın yanıydı. Heyecanla anlatırdı, öğretmeye uğraşırdı... Ve bir de çalışırken hatırlarım dayımı sürekli... Masasında teksir kağıtları üzerine anlamadığım bazı şekiller çizer ve formüller yazardı sürekli. Sürekli yazardı, sürekli...
Otuz yıla yakın bir süre görev yaptığı Ondokuzmayıs Üniversitesi'ne Çarşamba Kavakdibi mevkiinden her gün gidiş geliş yaptı dayım. Her gün en az 115 km. İlk yıllarında Terme Belediyesi'nin eski uzun halk otobüsleriyle, sonraları ise kendi özel aracıyla, yıllarca. Çekilecek şey değildi ama yıllarca o yolların kahrını çekti dayım. Aracıyla neredeyse hiç tek gidip gelmedi. Kah yoldan aldığı bir öğrenciyi götürdü okuluna kadar, kah Tıp Fakültesi Hastanesi'ne veya Samsun'a gitmesi gereken bir yakını veya komşusunu götürdü, getirdi beraberinde. Yılları yollarda geçtiği halde ciddi tek bir trafik kazası dahi olmayan dayım, dut dökmek için çıktığı dut ağacından düştü ve üç gün hastanede süren yaşam mücadelesinden sonra çoklu organ yetmezliğinden vefat etti. Tarımı, ziraatı, hayvan beslemeyi çok seven dayım yine doğada iken vefat etti. Yani mutlu olduğu yerde...
Dini bütün bir insandı dayım. Dindar kimliği uzun yıllar profesörlük unvanını almasına engel olsa da o asla ikiyüzlü davranmadı, kimselere yalakalık peşinde olmadı. Dindarların kamuda linçe maruz kaldığı 28 Şubatın o soğuk günlerinde, öğrencisi olan bir arkadaşımın sözlerini hiç unutamam. Demişti ki: "Dayın kimseyi umursamıyor. Paçalarını sıvayıp terliklerini giyiyor ayağına ve havlusunu omzuna atıp abdestini almaya gidiyor." Bu tavrı onun yılarca profesör olamamasına mal olsa da o bu duruşundan asla taviz vermedi. Dindar kimliğini hem korudu.
Vefat ettiğinde Ondokuzmayıs Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Genel Fizik Anabilim Dalı Başkanı'ydı dayım. Ben dahi Anabilim Dalı Başkanı olduğunu vefat ettiğinde öğrendim. Kendinden bahsetmeyi sevmezdi, kendini övmekten hiç hazzetmezdi dayım. Çok mütevazı ve canayakındı. Küçükle küçük olur ve küçükken anlattığımız şeyleri dahi uzun uzun dinlerdi. Herkes gibi yaşadığı bu hayattan sıradan bir insan gibi geçti dayım. Nur içinde yatsın. Allah rahmet eylesin.