Samsun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Samsun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2018 Çarşamba

Osmanlı'nın Son Dönem Uleması İçinde Yer Alan Çarşambalı Alimler

          
              Osmanlı'nın son döneminde Çarşamba, Trabzon vilayetine bağlı Canik sancağının kazasıdır. Tüm Trabzon vilayeti düşünüldüğünde Çarşamba, (Osmanlı'nın son döneminde Çarşamba'nın idarî sınırları şu anki Çarşamba ilçesinin tamamını, Ayvacık ilçesinin büyük bölümünü, Salıpazarı, Asarcık ve Tekkeköy ilçelerinin bazı köylerini kapsıyordu.) vilayetin en önemli ilim merkezlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. 1904 yılı kayıtlarına göre Trabzon vilayetinin tamamında 60, Canik sancağında ise toplamda 23 medrese varken bunlardan 13 tanesinin Çarşamba'da bulunmaktadır. Yine aynı yılın verilerine göre Trabzon vilayeti genelinde 12 kütüphane bulunmakta ve bu kütüphanelerden de 6 tanesi Canik sancağında, Canik sancağındakilerin de 4 tanesi Çarşamba kazasında bulunmaktadır.

            Medrese sayısının fazlalığı ve kütüphane imkanlarının oluşu Çarşamba'yı civar kazalar arasında muhakkak ki öne çıkarıyordu. Böylesine bir ilim ortamının olması da Çarşamba'dan çeşitli alimlerin çıkmasına ortam hazırlamıştır. Şimdi bu alimlerden bazılarının hayatları hakkında bilgi vermeye çalışalım.  

            Çarşambalı Ahmet Hamdi Efendi
            Çarşambalı Ahmet Hamdi Efendi, H. 1264 yılında (M. 1848) Çarşamba'nın Biçme köyünde doğmuştur. Köy hocası Mustafa Efendi'nin oğludur.
            Köyünün sıbyan mektebinde Kur'an-ı Kerim Kıraati ve dinî ilimler tahsil ettikten sonra, Çarşamba Süleyman Paşa Medresesi'nde biraz Arapça sarf ve nahiv tahsili yapmış daha sonra Amasya’da tekrar Arapça nahiv ve dinî ilimler okuduktan sonra biraz da mantık dersi okumuştur. H. 1288'de İstanbul’a gelerek zamanın birkaç büyük üstadından yüksek ilimler tahsil edip Huzur Dersleri Muhataplarından (Ramazanlarda sarayda padişah huzurunda takrir olunan derslere hazır bulunan ilmiye sınıfına kullanılan bir tabir) Kayserili Sabık Müsteşar Hacı Derviş Efendi’nin dersine devamla kendisinden icazet almıştır.
            H. 1295'te yapılan Rüûs (Medrese tahsilini bitirip imtihanda başarılı olanlara verilen beraatın adı) imtihanında başarılı olmuş ve o yıl Beyazıt Camii Şerifi'nde öğretime başlayarak H. 1313 yılında ilk talebesine icazet vermiştir. Bundan sonra aralıksız eğitim öğretim faaliyetlerine devam etmiştir.
            H. 1303 de yapılan tedris-i ilmi feraiz imtihanında başarılı olarak Beyazıt Camii Şerifinde belirli zamanlarda vazifesine devam etmiştir. H. 1305'te yapılan Fetvahaneye giriş imtihanında dördüncü dereceden kazanarak o yıl Fetvahane Tahtani Pusla (Fetvahane "Pusla Odası", "Fetva Odası" ve "İlamat Odası" olmak üzere üç birimden oluşmaktaydı. Pusla Odasındaki yetkililer sorulan fetvaları bir pusula ile fetva odasına soralardı) odasına devamla H. 1306'da ikinci sınıfa tayin olmuş yine aynı yıl birinci sınıfa terfi etmiş ve H. 1307'de Fetvahane Fevkani Müsvedde odasına müdavim sınıfa kaydolmuş daha sonra kendisine istima’i muhakemat hizmeti de verilmiştir. H. 1322 de mülazım sınıfına (subaylık) kaydolmuş H. 1326 da Fetvahaneden ayrılmış ve H. 1326'da M. 16 Ekim 1908'de 83 oyla Canik (Samsun) mebusu (milletvekili) olarak Meclis-i Mebusan'a  girmiştir. İkinci ve dördüncü devrede de milletvekilliği görevini sürdürmüştür.
            Huzur Derslerine H. 1322 – 1326 da muhatab , H. 1327'den 1331 yılına kadar mukarir (Ramazan aylarında sarayda ders okutan alimlere verilen isim) olarak katılmış, muhatablığında dördüncü rütbeden Mecidî ve Osmanî nişanları ile taltif olunmuştur. İbtidai Hariç İstanbul Müderrisliği ile başladığı medrese hocalığını, medrese hocalığının en üst mertebelerinden biri olan Hâmise-i Süleymaniye mertebesine kadar terfien sürdürmüştür.
            Çarşambalı Ahmet Hamdi Efendi'nin kabri Fatih Camii türbe kapısının yanındaki hazirenin en sonunda bulunmaktadır. Mezar taşı kitabesinde: "haza kabru ustaz’ilkül Çarşambavî el-Hac Ahmet Hamdi Efendi ruhiçün lillahil Fatiha, sene 1330, 29, Ramazan" yazılıdır. 
            Çarşambalı Ahmet Hamdi Efendi'nin icazet verdiği en meşhur öğrencilerinden biri İsmailağa Cemaatinin önderi Mahmut Ustaosmanoğlu'nun hocası Ahıskalı Ali Haydar Efendi'dir. Diğer öğrencileri arasında Prof. Dr. Şerif Mardin'in akrabalarından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medenî Hukuk Ordinaryus Profesörlerinden Ebül'ula Mardin ve Osmanlı'nın son dönem hattat ve ressamlarından olan Mimarzade Mehmet Ali Bey bulunmaktadır. Ayrıca İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medenî Hukuk Ordinaryus Profesörlerinden olan ve 1960 darbesiyle görevine son verilen akademisyenler içerisinde olan Kemalettin Birsen, Çarşambalı Ahmet Hamdi Efendi'nin oğludur.
            Çarşambalı Hüseyin Hüsnü Efendi
            Çarşamba ilçesi Şer'iyye Katibi Hacı Mahmut Efendi'nin oğlu olarak h.1289 (m.1872) yılında Çarşamba'da doğmuştur. Çarşamba ve Samsun'da bulunan çeşitli medreselerde tahsil görmüştür. 12 Haziran 1311'de Samsun Şer'iyye Mahkemesi 2. katipliğine tayin olunmuş, 21 Mayıs 1313'te de başkatip olmuştur. H. 1325 senesinden 1327'ye kadar Maraş Andırın'da ve 1328'den 1330'a kadar da İçel'e bağlı Ayaş Nahiyeleri niyabetinde bulunmuştur.1 Mayıs 1328'den itibaren de Makrî (Fethiye) ilçesi niyabetine tayin olunmuştur. 28 Kanunisani 1329 (25 Ocak 1914) tarihinde Ünye kadılığına tayin olunmuştur.
            Çarşambalı Mehmet Emin Efendi
            Çarşamba Müftülüğü ve Niksar Niyabeti yapmış bulunan Çakırzade Mustafa Rüştü Efendi'nin oğludur. H. 1266 (Aralık 1849) yılında Çarşamba Orta Mahallede doğmuştur. İlk öğreniminden sonra Hazinedarzade Osman Paşa Medresesi'nde okumaya başlamıştır. İlk olarak Terme'de niyabete başlamış; Alaçam'da niyabette bulunduktan sonra Niksar Şer'iyye Mahkemesine tayin olunmuştur. Babasının vefatı üzerine Çarşamba'ya geri gelmiş ve H. 1292 (1874) yılında Çarşamba Şer'iyye Mahkemesi katipliğine tayin olmuştur. H. 1301'de Sivas Vilayeti Merkez Şer'iyye Mahkemesi katibi olmuştur. Niyabete kabulüyle beraber Teşrinievvel 1300 (1884) yılında Sivas Gürün Naibi olmuştur. Daha sonrasında ikişer yıl aralıklarla Milas (Hamidiye), Tenûs, Islahiye, Koçgiri, Hafik, Bafra, Çarşamba, Tirebolu, Ordu, Sarmaşıklı (Bünyan-hamid) ve Aziziye kazaları niyabetinde bulunmuştur. En son Ağustos 1328'de (1912) Alucra kadılığına tayin olmuş ve Eylül 1330'da (1914) emekliye ayrılmıştır.
            Çarşambalı Mehmet Emin Efendi'ye İbtidaî Dahil Edirne müderrisliği ruûsu verilmiştir. Daha sonra, İzmir, Edirne Paye-i Mücerredi ve Mahreç Payesi (Paye-i Mücerredi ve Mahreç Payesi ilmî yönden kendini kanıtlamış ulemaya verilen payelerdendir) ile taltif edilmiş ve kendisine dördüncü rütbeden Osmanlı Nişanı verildi.  
            Çarşambalı Mustafa Hilmi Efendi
            Mehmet Ağa'nın oğlu olarak Mart 1269'da (Mart 1853) Çarşamba'nın Alibeyli köyünde doğmuştur. İlk öğreniminden sonra Çarşamba'da bulunan Arnavut Ali Bey Medresesi'nde Çarşamba eski Müftülerinden Müderris (öğretmen) Ali Zihni Efendi'den ders okumuştur. 1288'de Amasya'ya gitmiş ve orada  Müderris Şirvanîzade Hacı Mustafa Efendi'den ders okumuştur. Hocasından 1299 yılında icazetname aldıktan sonra burada Müderris Erzurumlu Ömer Efendi'den de Feraiz (Miras Hukuku) okuyarak icazet almıştır.
            1300 (1884) yılında Çarşamba'da bulunan Osman Paşa Medresesine müderris olarak tayin olunmuş burada bir süre görev yaptıktan sonra henüz 33 yaşında iken Mart 1302 (1886) yılında Çarşamba Müftüsü olmuştur. Şahsına İbtida-i Hariç Edirne Müderrisliği, Hareket-i Altmışlı ve Musıla-i Süleymaniye terfileri verilmiştir.
            28 Kanunisani 1321'de (1905) Çarşamba Müftüsü olarak görev yapmakta iken müftülük görevinden azledilmiştir.
            Çarşambalı Osman Fevzi Efendi
            Rum Mehmet Paşa ahfadından (torunlarından) Çarşambalı el-Hac Süleyman Sabri Efendi'nin oğlu olarak H. 1257 (1842) de Çarşamba'da doğmuştur. Çarşamba'da ilk öğrenimini gördükten sonra medresede Arapça ve dinî ilimler okumuş, feraiz (miras hukuk) okumuş ve iki icazetname almıştır. H. 1271 yılında İstanbul Bab Mahkemesi'ne girmiş ve Hz. 1289'da Boğazlıyan daha sonra Kastamonu'ya bağlı Ereğli, 1297'de Merzifon, 1300'de Goryan, 1304'de Tirebolu, 1306'da Marmara Ereğli, 1307'de Tırnova, 1309'da Buka, 1314'de Baalbek, 1317'de Umran, 1323'de Eceabat niyabetinde bulunmuş Haziran 1325'de (1909) görevden ayrılmıştır.
            H. 1295'te taşra ruusuna erişmiş ve Muharrem 1309'da (1891) Müsila-i Süleymaniye müderrisliği derecesine terfi etmiştir.
***
            Ebül'ula Mardin, "Huzur Dersleri" adlı kitabında Ramazan aylarında sarayda yapılan huzur derslerine katılan alimlerin isimlerini listeler halinde vermektedir. "Çarşambalı" ön adıyla burada kayıtlı birçok isim bu kitapta yer almakta ve Ebül'ula Mardin, ismi anılan bazı alimlerin hayatları hakkında da bilgi vermektedir. Fakat anılan kişilerin tamamının hayatları hakkında kitapta bilgi verilmediğinden "Çarşambalı" olarak nitelenen bu kişilerin İstanbul Fatih'te bulunan Çarşamba semtinden mi yoksa Samsun Çarşambadan mı oldukları tam anlaşılamamaktadır. Bu isimlerden bazıları şöyle: Çarşambalı Muhammed Efendi (Ayaklı Kütüphane diye meşhur), Çarşambalı Said Efendi, Çarşambalı Mustafa Efendi (H. 1247'de saray hocalığına tayin edilmiş, Yeniçeri ocağı kaldırılırken de sarayda hazır bulunanlardandır.), Çarşambalı Mehmed Efendi, Çarşambalı Mehmed Said Efendi, Çarşambalı Hacı Muhammed Said Efendi, Çarşambalı Veliyyüddin Efendi...
Not: Yazının hazırlanmasında Ord. Prof. Dr. Ebül'ula Mardin'in "Huzur Dersleri" (İsmail Akgün Matbaası, İstanbul, 1951.) adlı eserinden ve  Sadık Albayrak'ın "Son Devir Osmanlı Uleması 1-5" (Medrese Yayınevi, İstanbul, 1980.) adlı eserinden istifade edilmiştir.

           

2 Nisan 2018 Pazartesi

Samsun'da Amerikalı Bir Öğretmen: Carl Tobey


             Carl Tobey, Samsunluların kendine verdiği lakabıyla "Kartopu". Uzun yıllar Samsun'da yaşamış Samsun Anadolu Lisesi'nde (Eski ismiyle Samsun Maarif Koleji) öğretmenlik yapmış, dersine girdiği öğrencileri tarafından hala hayırla yad edilen, bizim gibi olmuş, bizden biri olmuş ve öldüğünde de Samsun Kıranköy Mezarlığına defnedilmiş. Başında sekiz köşe kasketi, üzerinde genelde kadife pantolon, kareli oduncu gömlek, boğazlı kazak, el örgüsü süveteri ile nargile içen, bağlama çalıp türkü söyleyen bir adamdır Carl Tobey. Samsun'da bir Türk gibi yaşar Carl Tobey. Açık teni ve renkli gözleriyle biraz aksanlı Türkçesiyle ancak yabancı olduğu fark edilebilecek kadar, bizim gibi.
            Carl Tobey veya Carleton Tobey... 23/03/1918 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'nin New York şehrinde doğmuş. Babası döneminin tanınmış zenginlerinden bir banker olan Allen Tobey'dir. Kendisinden bir yaş büyük olan ablası İda Louise Tobey ile beraber babaannesinin ilgisiyle büyümüştür. İlk ve orta öğrenimini New York'ta tamamlayan Carl Tobey, yaz tatillerini Long İsland'da bulunan ailesine ait malikanede geçirmiştir. Tatilini geçirdiği dönemdeki komşularından biri de Alman imparatorudur. Erken yaşlarda yelkenciliğe merak salmış, yelkeniyle denizlerde gezinmiş ve denize tutulmuştur. Ayrıca babasının kendine küçük yaşta aldığı atla beraber ata karşı merakı başlamış ve hatta "Lady Mary" isimli atıyla katıldığı turnuvalardan kupalar ve birincilikler de almıştır.
            Üniversite öğrenimini New York'ta bulunan Princeton Üniversitesi'nin Tarih bölümünde üstün başarı ile tamamlayan Carl Tobey, mezuniyet sonrası Amerika Birleşik Devletleri'nde bir müddet öğretmenlik yaptı. Bir suikasta kurban giden Amerika Birleşik Devletleri'nin başkanlarından Fohn F. Kennedy ve Amerika'lı ünlü söz yazarı Alan Jey Lerner ile beraber aynı sıralarda okudu.
            Öğretmenlik yapmasının yanında pilotluk eğitimi de almış olan Carl Tobey, II. Dünya savaşının patlak vermesiyle beraber Fransa'nın başkenti Paris'e pilot eğitmeni olarak gitti. Edebiyata da meraklı olan ve hatta "Poems of a twelve-month year" isimli 1954 baskılı 95 sayfalı bir şiir kitabı da bulunan Carl Tobey, Paris'te bulunduğu süre içerisinde ünlü ressam Max Ernest, ünlü filozof Jean-Paul Sartre ve ünlü yazar Simone de Beauvoir ile de ahbaplık etmiştir.
            II. Dünya Savaşı'ndan olumsuz etkilenmiş olsa gerek ki Carl Tobey, Amerika'ya geri döndükten sonra bir müddet kendini bahçe işlerine verdi. Hatta arkadaşının birinin bahçesini o kadar güzel bir şekilde düzenlemiş ve çiçeklendirmişti ki, yapmış olduğu iş herkesin beğenisini kazanmıştı.
            1955 yılında Türkiye'ye gelen Carl Tobey, İstanbul'da bir okulda öğretmen olarak görevlendirilmişken Samsun'a görevlendirilen bir arkadaşıyla becayiş yaparak Samsun'da öğretmenliğe başlamıştır. Türkiye'ye gelme fikrinin Carl Tobey'de nasıl oluştuğu, hangi kurum veya görevle ülkemize geldiği net olmayan Carl Tobey'in II. Dünya Savaşı sırasında yaşadıklarından etkilendiği ve Türkiye'ye Amerika Birleşik Devletleri tarafından "Barış ve Eğitim Görevlisi" olarak gönderildiği söylenmektedir. Yaşadıklarından dolayı Amerika'dan bir manada "kaçmış" gibi bir izlenim uyandıran Carl Tobey, sonraki yıllarda da Amerika'nın artık sevdiği ve eskinin Amerika'sı olmadığını ve her seferinde de hemen Türkiye'ye dönmeyi istediğini çevresindekilere söylediği bilinmektedir.
            Carl Tobey, 1955 yılında Samsun'a geldiğinde şimdiki 23 Nisan İlkokulu'nun bulunduğu yerde kurulmuş olan Samsun Maarif Koleji'nde İngilizce öğretmeni olarak görev yapmaya başladı. Çalıştığı okulun hemen yakınında bulunan ve Engiz'li (şimdiki 19 Mayıs ilçesi) bir aileye ait olan şu an İlkadım Ulugazi Mahallesi İstiklal Caddesinde bulunan Samsun Millî Piyango Müdürlüğü'nün olduğu yerde bulunan bahçeli iki katlı sarı bir binayı kiralamış ve 1973 yılına kadar bu evde kalmıştır Carl Tobey. Bu evi kiralamak için Engiz'e (19 Mayıs) doğru yola çıktığında şu an 19 Mayıs ilçesine bağlı olan Çetirlipınar köyünün muhtarı ve zenginlerinden olan Asım Kurt ile tanışır ve onunla ahbap olur.[1] Görev süresi esasında bir yıl olan ve görevini tamamlamış olan Carl Tobey'i limana uğurlamaya gelen Asım Kurt'a bir mektup bırakan Carl Tobey, arkadaşına mektubu kendisi gemiye bindikten sonra açmasını söyler. Mektupta "seneye görüşürüz" yazmaktadır.
            Ertesi yıl Samsun'a bir daha Amerika'ya dönmemek üzere gelecek olan Carl Tobey, kiraladığı evinde 1973 yılına kadar kalacaktır. Burada kaldığı süre içerisinde evinin küçük bahçesini bir botanik parkına çevirecektir. Türkiye'de kaldığı süre içerisinde Karadeniz Bölgesinin büyük bir çoğunluğunu gezerek bitki örnekleri toplayan Carl Tobey, Karadeniz Bölgesi'nin değişik yerlerinden almış olduğu bitki örneklerini İskoçya'nın başkenti Edinburgh'ta bulunan ünlü botanikçi Peter Hadland Davis'e göndermiş ve onun yönettiği "Flora of Turkey" (Türkiye'nin Bitki Örtüsü) projesine katkıda bulunmuştur. Bu projede 1140 kadar kaydı bulunan Carl Tobey'in bitki örneklerini Zonguldak'tan Erzurum'a kadar 14 ilde topladığı saptanmıştır. Carl Tobey'in Zonguldak, Kastamonu, Sinop, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Çorum, Amasya, Tokat, Sivas, Gümüşhane, Bayburt ve Erzurum ile bu illerin çeşitli ilçelerinde gezdiğini projeye sunduğu bitki örneklerinden anlaşılabilmektedir. Fakat bitki örneklerinin büyük bir bölümünün Samsun ve çevre illerden toplandığı görülmektedir. Asuman Baytop'un aktardığına göre Carl Tobey'in İskoçya'daki Eidinburg'un yanı sıra Londra'da bulunan Kew ve İstanbul'da bulunan İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakülteleri'nde bulunan Herbaryumlarda[2] da bitki örneği bulunmaktadır. Ayrıca "Flora of Turkey" çalışmasında Carl Tobey'e izafeten "tobeyi" yani "Tobey'nin" şeklinde iki bitkiye de rastlanmaktadır. Bunlar Doronicum tobeyi ve Salvia tobeyi şeklindedir.
            Carl Tobey, arkadaşı Asım Kurt'un köyüne gittiği zaman da köylülere modern usullerle tarımı öğretmeye çalışmış, bitki toplamak için gittiği köylerde de "Amerikan ajanı" muamelesi görmüştür. Bazen at, eşek sırtında yapılan bu geziler sırasında bir arkadaşının önerisiyle kendini ormancı olarak tanıtmaya başlayınca köylülerin tazyikinden de kurtulmuştur. Görev yapmış olduğu Samsun Maarif Koleji'nin de bahçesinin bir köşesini botanik bahçesine çevirmiş, bu bahçeyle birebir kendi ilgilenmiştir. Daha sonra parasını kendisi ödemek koşuluyla bu bahçe için bir bahçıvan görevlendirmiştir. Bahçesi için bahçıvanlık yapan Ahmet isimli gencin okula kadrolu eleman olarak alınması için çok uğraşmış ve hatta bu işi yapabilmek için Ankara'ya, bakanlığa kadar gitmiştir. Sonrasında Ahmet'i evlat edinmek istemiş fakat başarılı olamamıştır. Mirasını da Ahmet'e bırakmıştır. Vefatından sonra İzmir'de öğretmenlik yapan ve aynı zamanda ressam olan arkadaşı Brain Keth Rowbotham tarafından 30 cm x 50 cm ebadında bir yağlı boya resmi yapılmış ve Samsun Anadolu Lisesi'nde kendi oluşturduğu bahçeye konarak bahçeye de "Carl Tobey Bahçesi" adı verilmiştir.
            Müziğe de meraklıdır Carl Tobey. Okul yıllarında iyi bir müzik eğitimi de almıştır. Bağlama çalmayı öğrenmiş, dost meclislerinde bağlama çalmanın da ötesine geçmiş ve "Süpürgesi Yoncadan" isimli türküyü söylerken sesini 45'lik plaka kaydetmiştir. Plağı Konak Sineması'nın karşısında bulunan bir plakçı da satışa dahi çıkarılmıştır. Samsun'da fuar günlerinde plağı fuar ziyaretçilerine de dinletilmiştir.
            1955 yılında göreve başladığı Samsun Maarif Koleji'nden 1983 yılında emekli olmuştur. Emekli olduktan sonra 1983 - 1985 yılları arasında Suudî Arabistan'da İngilizce öğretmenliği yapmış ve tekrar Türkiye'ye dönmüştür. Daha sonra Samsun'da özel bir okulda öğretmenlik yapmış ve 1991 yılında rahatsızlanana kadar da bu okuldaki görevine bilfiil devam etmiştir. Rahatsızlığı artınca bir süre Samsun Vidinli Otel'de otel sahibi öğrencisi tarafından misafir edilmiş, zamanın SSK Devlet Hastanesi'nde Lenfoma (Lenf Kanseri) tedavisi görürken 23/08/1991 tarihinde vefat etmiştir.
            Vefat etmeden önce Amerika'ya ailesini ziyarete giden ve orada hasta olduğunu öğrenen Carl Tobey, ölmek için Samsun'a geri gelmiş gibidir. Yakınlarının Müslüman olduğunu ve evinde Kur'an-ı Kerim bulundurduğunu, Ramazan aylarında oruç tuttuğunu söyledikleri Carl Tobey, yakınlarına öldüğünde papaz falan istemediğini ve Müslüman gibi cenaze merasimi yapılmasını istediğini söylemiştir. Vefat ettiğinde cenazesine ailesinden kimse gelmemiştir. Cenaze namazı kılındıktan sonra cenazesi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin karşısında bulunan Kıranköy Mezarlığındaki Kemalettin Erbilgin'in aile kabristanlığı olan 125 adaya defnedilir.
            Vefat etmeden önce 11 koli halinde şahsî yazışmalarını ve notlarını mezun olduğu Princeton Üniversitesi Kütüphanesi'ne vakfetmiştir. Kütüphaneye verilen koliler içerisinde farklı kişilerle yapılan mektuplaşmalar, fotoğraflar, kendi el yazısıyla tutuğu notlar, kendi yazdığı bazı şiirlere ait taslaklar, kitaplar vb. eşyalar bulunmaktadır. Fakat bu evraklar 1977 yılına kadar ki olan evrak ve yazılarıdır. Koliler Princeton Üniversitesi Kütüphanesi'nde Nadir Kitaplar ve Özel Koleksiyonlar bölümünde 73680 kayıt numarasıyla muhafaza edilmektedir. Ayrıca ressam arkadaşı Brain Keth Rowbotham'a da basılması için bazı notlar bıraktığı ve şu an bu notların Samsun Maarif Koleji ve Samsun Anadolu Lisesi Mezunları Derneği'nde ve bazı öğrencilerinde olduğu bilinmektedir. Hatta bunların arasında "Beyond The Bosphorus" ve "A conception of Place" adını taşıyan iki kitap da vardır.
            Yararlanılan Kaynaklar:
- "CARL TOBEY 1918-1991 EFSANEVİ HOCAMIZ" isimli facebook grubu
- https://findingaids.princeton.edu/collections/MC134.pdf (Erişim Tarihi: 02/02/2018)
- https://www.amazon.co.uk/Poems-twelve-month-year-Carl-Tobey/dp/B0000CIZUG (Erişim Tarihi: 02/02/2018)
- Asuman Baytop - "Kuzey Anadolu'da Amerikalı Bir Bitki Toplayıcısı: Carl Tobey (1918-1991)", Osmanlı Bilim Araştırmaları, VIII/2, 2007.
- Kamil Karamanoğlu - Türkiye Bitkileri I, Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Yayınları, Ankara, 1976.




[1] Carl Tobey'in vefatına yakın, Amerika Birleşik Devletlerindeki Princeton Üniversitesi Kütüphanesine bağışladığı şahsî evrakında Asım Kurt ile olan mektuplaşmaları ve Asım Kurt'un ve çocuklarının resimlerinin olduğu görülmektedir.
[2] Önemli özelliklerini kaybetmeksizin kurutulup karton üzerine tespit edilerek muhafaza edilen bitki ya da bitki kısımlarından oluşan koleksiyonların bulunduğu yere herbaryum denir

13 Ekim 2017 Cuma

"arkesanat" Üçüncü Sayısıyla Raflarda


Çarşamba Ali Fuat Başgil Anadolu Lisesi tarafından yayınlanmaya başlayan "arkesanat" dergisinin üçüncü sayısı çıktı. İlk sayısında amacını ve nedenini "Neden arkesanat? Çünkü sormanın ilk hallerinden biri olan arke problemine atıfta bulunduk. Her bir cümlemiz, varlığımız ve ne idiğimize dokunsun ve onlardan neşet eden çözüm yolları oluşsun istedik. Nedir arkesanat ? “arkesanat”, Çarşamba Ali Fuat Başgil Anadolu Lisesi kaynaklı, Çarşamba menşeli, derdi Türkiye, derdi dünya, derdi “iyi bir şey yapmak” olan bir yayındır. Cümlelerimiz -bir katre olsun- hayatınıza değer katsın isteriz. Kattığımız değer ile ölçüleceğimizin bilincindeyiz." diyerek ortaya koyan "arkesanat" üçüncü sayısıyla raflardaki yerini aldı. 
Okul menşeli bir dergi olmakla beraber etki alanını tüm Türkiye olarak belirleyen ve devamlılığı da esas tutan derginin ilk sayısında yayın ekibinde karşımıza çıkan iki öğretmenden biri ve dört öğrencinin dördü de artık o okulda değil. Fakat aynı simaları yine bu sayıda da karşımızda buluyoruz. Okullarda genelde bir heyecanla başlayan ve birkaç istekli ve idealist öğretmenin sırtında giden fakat sonradan o öğretmenlerin tayini veya çeşitli sebeplerle akim kalan okullardaki dergiciliğin "arkesanat"ın da başına gelmemesini diliyoruz. Okulun Felsefe öğretmeni olan ve aynı zamanda derginin Genel Yayın Yönetmenliği'ni üstlenen Ömer Vural hocamın dergi konusundaki istekliliği ve azminin "arkesanat"ın başına böyle bir şey gelmeyecektir ümidini bizde artırdığını söyleyebilirim. Samsun kamuoyunun Çarşamba'da düzenlenen kitap fuarlarının organizesinde görev alan en önemli kişilerden biri olarak da tanıdığı Ömer Vural hoca Türkiye çapında yayın yapan çeşitli dergilerde ve "arkesanat"ta şiirleri yayınlanan bir şair ve derginin felsefe bölümünün de mesulü.
Edebiyat, kültür, sanat alt spotuyla okuyucu karşısına çıkan "arkesanat" içerik olarak da zengin. Çarşamba özelinde tüm Samsun ve Türkiye'nin kültürel birikimine çok ciddi bir katkı sunacağından emin olduğum derginin muhtevası çok renkli. İçerisinde şiir, hikaye, deneme tarzı yazılar olduğu gibi özelde yerele ama genelde umuma hitap eden dosya konularının yanı sıra sinema yazıları, film eleştirileri, felsefe bölümü ve kelime bölümleri derginin muhtevasına değişik bir hava katıyor.
İkinci ve üçüncü sayılarında birer dosya ile karşımıza çıkan derginin belirlediği konular hem yerele hem de ülke geneline hitap eder cinsten. Acizane şahsımın da bir yazısının yer aldığı ikinci sayıdaki dosya konusunu "Çarşamba'yı Sel Aldı" olarak belirleyen derginin bu sayısındaki dosya konusu Çarşamba'nın önemli değerlerinden "Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil"
            Dosya konularının yanı sıra birbirinden bağımsız ve farklı konulardaki yazı ve şiirlerin serpiştirildiği dergi gerçekten okuyanın elinden bırakamayacağı ve merakla okuyacağı cinsten. İlk sayısından itibaren Sadık Yalsızuçanlar, Mustafa Ruhi Şirin, Bilal Sami Gökdemir, Sıddık Akbayır, Selvigül Kandoğmuş Şahin, Kaan Murat Yanık gibi tanınan isimlerin yazı, şiir ve denemeleri dergide yer aldı. Dergiyi Samsun'un yanı sıra İstanbul, Ankara, Amasya, Konya, İzmir, Kayseri, Bursa, Mardin gibi bazı şehirlerde de bulmak mümkün.

            Derginin bu son sayısı olan üçüncü sayısında dosya konusu olan "Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil"le ilgili Prof.Dr.Mustafa Kara'nın Vefatının 50. Yılında Ali Fuat Başgil, Doç.Dr.Mustafa Said Kurşunoğlu'nun Ali Fuad Başgil ve Siyasi Mücadelesi, Emrullah Kılıç'ın Materyalizm Karşısında Ali Fuad Başgil ve Yasemin Kahraman'ın  Ali Fuad Başgil Sempozyumu'ndan Kesitler yazılarının yanı sıra Sadık Yalsızuçanlar'ın Semazen Dönerci, Mustafa Aydoğan'ın Başka, Ebru Akkuş'un Çaresizlik Denizindeki Can Halatı, Orhan Aydoğdu'nun Âlem-i Misal, Güçer Kafa'nın Rabia,  Yılmaz Türker Demirbaş'ın Şehir ve Nun, Hüseyin Ak'ın Bir Nazar Kıl ki Serinleyim / Sevineyim, İsmail Delihasan'ın Kendilik Nedir?, Cahid Efgan Akgül'ün Hoşçakal Balıkları, Halime Yıldız'ın Kırık Kanatlar, Mustafa Karaosmanoğlu'nun Sayılar, Ahmet Sezgin'in Aşk Medeniyetine Yolculuk, Vahdettin Baran'ın Karanlığa Serenat, Fatih Duman'ın Bir Fotoğrafım Olsa Yalnızca Siyah ve Beyaz, Kübra Abukan'ın Bahar Esintisi, Hüseyin Doğan'ın Ölme Çiçeği, Ömer Vural'ın İyioyuncu, Ebru Akkuş'un İlhami Çiçek Üzerine Söylenenler / Adnan İpekdal'ın Aksâ Mersiyesi, Ömer Vural'ın Yaşama Sanrısı, Servet Küçükkerniç'in Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm, Sıddık Akbayır'ın Biz Mevlâna'dan Ne Anlarız?, Mehmet Alp Güven'in Zanaattan Sanata Sepetteki Mısralar, Adem Tokur'un Al Pacino : Ferrari Süren Kör, Harun Apaydın'ın Türk Sinemasında Samimiyetin Yönetmeni : Çağan Irmak, Mehmet Kemiksiz'in Bir Orkestra Şefi : Kaymakam Günalp Varol, İsmail Irmacık'ın Film Üzerinden Yaratıcı Okumalar, Hasan Baylan'ın Şair Yürekli Bahadırlar ve Ömer Vural'ın Görecilik Üzerine adlı eselerini okumak mümkün.


6 Eylül 2017 Çarşamba

TEOG Tercihleri ve Samsun'da Yeni Tip Okullar

              TOEG sonrası yerleştirme puanlarının da açıklanmasıyla tercih maratonu başlamak üzere. 14 - 24 Temmuz tarihlerinde yapılacak tercihler için veli ve öğrenciler heyecan içerisinde. Okullar araştırılıyor, bilen kişilerden soruşturuluyor, rehber öğretmenlerden fikirler isteniyor. Tabi ki her öğrencinin hedeflediği bir okul veya okul türü var. Liselerde birden fazla çeşidin olması ve lise türlerinin her birinin de birbirinden farklı olması ciddi araştırmaları gerektiriyor.
            Anadolu Liseleri, Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri gibi okulların yanında yetenek sınavlarıyla öğrenci alan Güzel Sanatlar ve Spor Liseleri... Meslekî ve Teknik Anadolu Liseleri, Anadolu İmam - Hatip Liseleri... Meslekî Eğitim Merkezleri de artık TEOG yerleştirme puanına göre öğrenci alıyor. Öğrencilerin hangi okulları tercih edebilecekleri ve okulların kontenjanları e-okul sistemi üzerinden duyuruldu. Bu okul türlerinin yanında Millî Eğitim Bakanlığı'nın son yıllarda yaygınlaştırmaya başladığı "Proje Okullar" ve "Tematik Meslekî ve Teknik Anadolu Liseleri" de Samsun'da boy göstermeye başladı.
            Bu yıl ilk defa öğrenci alacak olan "Tematik Meslekî ve Teknik Anadolu Liseleri"nden biri de Samsun'da açılıyor. Tekkeköy'de açılacak olan Tıbbî Cihaz Teknolojileri Meslekî ve Teknik Anadolu Lisesi, bu yıl "Makine Teknolojisi" alanına öğrenci alacak. Bu okula başvurular 3-13 Temmuz arasında okul müdürlüğüne yapılmakta...
            Samsun'da proje okulu olarak üçüncü yılını dolduran, hem Arapça hem de İngilizce hazırlık sınıflarına öğrenci alma özelliğiyle Türkiye'de sayılı Anadolu İmam - Hatip Liseleri arasında olan ve ayrıca öğrencilerini dil eğitimi için yurt dışına gönderen, okul içerisinde yabancı hocaların dil derslerine girdiği Atakum Anadolu İmam - Hatip Lisesi, bu yıl bünyesine yeni bir alan daha açarak "Fen ve Sosyal Bilimler Programı"na da öğrenci alıyor. Fen Lisesi ve Sosyal Bilimler Liselerinin programının okutulacağı bu program Arapça ve İngilizce hazırlıklı programların aksine diğer liseler gibi dört yıl.
            Atakum Anadolu İmam - Hatip Lisesi'nin yanında bu yıl İlkadım Emine Ahmet Yeni Kız Anadolu İmam - Hatip Lisesi, İlkadım Samsun Anadolu İmam - Hatip Lisesi ve Tekkeköy Anadolu İmam - Hatip Lisesi de "Fen ve Sosyal Bilimler Programı"na öğrenci alacaklar.
            Ayrıca birçok okul kendine başarılı öğrencileri çekebilmek için sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği halinde burs imkanı ve değişik hediyeler sunmakta. Mesela Çarşamba'da ÇİMDER (Çarşamba İmam - Hatipliler Derneği) Çarşamba'da bulunan Çarşamba Anadolu İmam - Hatip Lisesi, Çarşamba Kız Anadolu İmam - Hatip Lisesi veya Yeşilırmak Anadolu İmam - Hatip Liselerinden birine TEOG'dan 400 üzeri puan alıp yerleşerek eğitimine bu okullarda devam eden öğrencilere aylık 100 TL burs vermekte. İki yıldır bu faaliyetini sürdüren dernek, 2017-2018 eğitim öğretim yılında da 400 ve üzeri TEOG puanı alarak Çarşamba'daki Anadolu İmam - Hatip Liseleri'ne kayıt olup, eğitimine bu okullarda devam edenlere burs taahhüdünü sürdürüyor.

            Tercih sürecinde veli ve öğrencilerin işi zor gibi gözüküyor. 

Her Yer İmam - Hatip Mi Oldu?

TEOG yerleştirme puanları açıklandı. Tabi ki, hem velileri hem de öğrencileri tercih heyecanı sardı. 14 - 24 Temmuz tarihleri arasında yapılacak tercihler için okullar araştırılıyor, değişik kişilerden fikirler alınıyor. Bütün bu çaba öğrencilerin daha iyi bir kurumda iyi bir eğitim alabilmeleri için.
            Tabi ki, bu süreçte gündeme sürekli getirilmeye çalışılan "Her yer İmam - Hatip oldu", "gayrimüslimleri bile İmam - Hatiplere yerleştiriyorlar" gibi haberleri temcit pilavı misali görecek yine bazı yazarların gazetelerinde bu türden yazıları yazdıklarını göreceğiz. Peki, gerçekten de öyle mi? Her yer İmam - Hatip mi oldu? Gayrimüslim bir öğrenci de İmam - Hatibe yerleşebilir mi?
            Son soruyla başlayalım. Gayrimüslim bir öğrencinin eğer kendisi tercih etmemişse İmam - Hatibe yerleşme ihtimali sıfır yani yok. Çünkü öğrenciler tercihleri dışında bir okula yerleştirilemiyorlar.
            Gelelim diğer soruya. Her yer İmam - Hatip olmadı. Hatta İmam - Hatibe giden öğrenci sayısı Türkiye'deki toplam öğrenci sayısına bakıldığında çok büyük bir yekunu da oluşturmuyor. Rakamlara bakılacak olursa;
            Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2016 - 2017 Eğitim Öğretim Yılının birinci dönemi istatistiklerine göre Türkiye genelinde İmam - Hatip Ortaokullarının genel görünümü şöyle:
            Türkiye genelinde 410 adet İmam - Hatip Liselerinin bünyesinde, 2.367 adet de bağımsız olmak üzere 2.777 tane İmam - Hatip Ortaokulu bulunmaktadır. Bu kurumlarda 309.406'sı erkek, 347.614'ü kız toplam 657.020 öğrenci öğrenim görmektedir. Bu okullarda 22.532 derslikte 280.732 erkek 304.445 kadın öğretmen eğitim faaliyetlerini sürdürmektedir. Türkiye genelinde 17.889 Ortaokul ve İmam - Hatip Ortaokulu olduğu dikkate alınırsa tüm Ortaokullar arasında İmam - Hatip Ortaokulunun oranının %15 olduğu, Türkiye genelinde 5.519.689 öğrenci olduğu dikkate alındığında da İmam - Hatip Ortaokullarında okuyan öğrencilerin oranının %11,9 olduğu görülecektir. Yani Ortaokul sıralarındaki öğrenci mevcudunun %88,1'i Ortaokullara giderken mevcut öğrencilerin yalnızca %11,9'u İmam - Hatip Ortaokullarına gitmektedir.
            Samsun'daki İmam - Hatip Ortaokulu verilerine gelince; Samsun'da 44 İmam - Hatip Ortaokulunda  389'u erkek 429'u kadın 818 öğretmen tarafından 543 derslikte 7.211 erkek, 7.220 kız, toplam 14.431 öğrenciye eğitim verilmektedir. Samsun ili genelinde toplam 313 Ortaokul ve İmam - Hatip Ortaokulunda 81.826 öğrenciye eğitim verildiği düşünülürse İmam - Hatip Ortaokullarının il genelindeki Ortaokul ve İmam - Hatip Ortaokulları toplamına oranının %14 olduğu, bu kurumlarda eğitim gören öğrenci oranlarının ise %17,6 oranında olduğu görülecektir. Samsun il geneli olarak İmam - Hatip Ortaokulundaki öğrenci sayısı oranının Türkiye oranından yüksek olduğu okul sayısı oranlarında ise Samsun'un Türkiye ortalamasının çok az da olsa altında olduğu gözükmektedir. Bu da Samsun'daki İmam - Hatip Ortaokullarının Türkiye ortalamasından daha kalabalık olduğu anlamına gelmektedir.
            İmam - Hatip Liselerine gelecek olursak; Türkiye genelinde 1408 adet İmam - Hatip Lisesinde 239.155'i erkek, 277.936'sı kız olmak üzere 517.081 örgün öğrenciye, 41.872'si erkek, 75.453 kız 40.974 öğrenciye de Açık Öğretim İmam - Hatip Lisesi'nde yüz yüze eğitim şeklinde 20.817'si erkek, 20.157 kadın 40.974 öğretmen 29.701 derslik de eğitim vermektedir. Örgün eğitim ve Açık Öğretim İmam - Hatip Lisesi beraber düşünüldüğünde 281.027'si erkek, 353.379'u kız olmak üzere 634.406 öğrencinin İmam - Hatip Liselerinde eğitim aldıkları gözükmektedir. Türkiye genelinde 10.596 lise türü okulda 2.910.634'ü erkek, 2.603.097'si kız toplam 5.513.731 öğrencinin 189.783 derslikte eğitim aldıkları düşünüldüğünde Türkiye genelindeki İmam - Hatip Liselerinin tüm liselere oranının % 13,2 olduğu, İmam - Hatip Liselerinde eğitim gören öğrencilerin tüm lise öğrencilerine oranının da % 11,5 olduğu görülecektir.
            Samsun'daki İmam - Hatip Liseleri ile ilgili verilere gelince, Samsun'da 24 adet İmam - Hatip Lisesinde 5.299'u erkek, 5.831'i kız 11.130 örgün, 883'ü erkek, 1.410'u kız 2293 yaygın eğitim öğrencisi, toplamda 6.182'si erkek, 7.241'i kız 13.423 öğrenciye 893 öğretmen 547 derslikte eğitim vermektedir. Samsun'da 175 lisede 48.054 erkek, 46.426 kız toplam 94.480 öğrenciye 6.195 öğretmenin 3.126 derslikte eğitim verdiği göz önünde bulundurulursa il genelindeki İmam - Hatip Liselerinin tüm liselere oranının % 13,7 olduğu, liselerde okuyan öğrenci sayısının İmam - Hatip Lisesi öğrencilerine oranın da % 14,2 olduğu görülecektir. İl genelindeki okul sayısı ve öğrenci sayısı oranlarının Türkiye geneli oranlarıyla karşılaştırması yapılınca okul adeti oranlarının Türkiye ortalamalarında olduğu fakat öğrenci sayı oranlarının karşılaştırmasında ise Samsun il oranının daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu da il genelindeki İmam - Hatip Lisesi öğrenci mevcutlarının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu göstermektedir.

            Rakam ve oranlara boğduğumuz yazımızın sonunda "Türkiye'de her yer İmam - Hatip oldu" ezberini yeniden düşünmenizi tavsiye ediyorum.

15 Aralık 2016 Perşembe

Bir Temcit Pilavı Hikayesi: Hukuk Fakültesi'nin Samsun'a Taşınması

Bundan beş yıl önce Ondokuzmayıs Üniversitesi Ali Fuat Başgil Hukuk Fakültesi Çarşamba'da eğitim öğretim faaliyetlerine başladı. Çarşamba'da çok büyük bir heyecana sebep olan Hukuk Fakültesi'nin ilçeye gelmesinde özellikle Hayırsever Diş Doktoru (Merhum) Mustafa Kemal Güneşdoğdu ve kendisi de hukukçu olan Çarşamba Belediye Başkanı Av. Hüseyin Dündar'ın katkıları büyük. Hayırsever Diş Doktoru (Merhum) Mustafa Kemal Güneşdoğdu'nun bütün birikimini Çarşamba'da bir üniversitenin kurulabilmesi için kampüs yapımı için harcadığı herkesin malumu.
Ondokuzmayıs Üniversitesi bünyesindeki Kurupelit Kampüsü'nde bulunan İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi'nin binasına ilk öğrencilerini kabul eden ve sonrasında Çarşamba'ya taşınarak ülkemizin yetiştirdiği en büyük hukukçulardan, kendisi de Çarşambalı olan Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil'in adını alan Hukuk Fakültesi, ilçede yer alan ve aynı zamanda bir önadı olan ilk ve tek Hukuk Fakültesi. Çarşamba'ya geldiği günden beri sürekli olarak Samsun'a taşınması gündeme getirilen fakültenin Samsun'a geri dönmesi için davalar dahi açıldı. İlk başlarda Çarşamba'da öğrencilerin barınması için imkanlar sınırlı olsa da günümüzde bu sorun tamamen çözülmüş durumda.
Çeşitli zamanlarda öğrencilerden veya fakültenin akademik kadrosundan gelen Samsun'a taşınmaya ilişkin istekler hem aynı sebeplere dayandırılıyor. Öğrencilerin Çarşamba'da konaklamalarının zorluğu, Samsun'a uzaklık, sosyal ortamın zayıflığı vb. Öğrenci veya akademik personelin karşılaştığı zorluklar muhakkak değerlendirilmeli fakat öne sürülen bu isteklerin birçoğunun esasında sağlam dayanaklarının olmadığı da malum. Günümüzde Çarşamba'da Kredi Yurtlar Kurumu'na ait veya özel teşebbüs ve vakıflarca yönetilen yurtlar mevcut. Barınma ile alakalı hiçbir problemin yaşanmayacağı Çarşamba'da çok sayıda kaloriferli kiralık daire de mevcut. Ayrıca Çarşamba'da kalmak istemeyip Samsun'a gidiş geliş yapmak isteyenler için de sabah erken saatlerden gece yarısına kadar sürekli olarak dolmuş otobüsler mevcut. Ayrıca Tekkeköy'e kadar faal olan ve yakın zamanda havaalanına kadar da faaliyette olacak olan tramvay da yeni bir alternatif. Ayrıca havaalanın da bulunduğu Çarşamba, Karadeniz Sahil Yolu üzerinde bulunması hasebiyle kesinlikle ulaşım problemi yaşanmayacak bir ilçe. Ayrıca Canik veya İlkadım'da ikamet eden birinin otobüsle Kurupelit Kampüsüne sabah saatlerinde yoğun olan trafikte ne kadar sürede gidebileceği de düşünülmeli ve sonrasında Çarşamba'ya yapılacak yolculuk tekrar değerlendirilmeli. Sosyal ortamın zayıflığı meselesine gelince de artık iki tane dört yıllık fakültenin (Hukuk Fakültesi ve İletişim Fakültesi, Sosyal ve Beşerî İlimler Fakültesi adıyla üçüncü fakültede yakın zamanda açılacak) ve iki tane de meslek yüksekokulunun (Çarşamba Ticaret Borsası MYO ve Mehmet Tülazoğlu MYO) bulunduğu bir ilçede öğrencilere hitap eden sosyal ortamların gelişmekte olduğu da muhakkak. Ayrıca Çarşamba'nın kentleşme ve şehir merkezindeki sosyal donatı ve alanlarının ne kadar büyük bir gelişim gösterdiği de herkesin malumu ve takdirleri de kazanmış durumda.
Çeşitli zamanlarda gündeme getirilen Hukuk Fakültesi'nin Samsun'a taşınması meselesi sanki rektör değişimiyle ilintili fikrini de akıllara getirmiyor değil. Bu dönemde aynı mevzunun yeniden gündeme getirilmesi yeni rektörle yeni bir şans daha denendi izlenimini de vermekte. Fakat gerek Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz gerekse Vali İbrahim Şahin tarafından kesin ifadelerle fakültenin taşınmanın gündemde olmadığı beyanlarıyla gündemden çıkmış gibi görünen Hukuk Fakültesi'nin Samsun'a taşınması meselesi esasında Çarşamba için hayırlı bir işe de vesile oldu. Bir süredir Samsun'a yapılacak ikinci devlet üniversitesinin Çarşamba'da olması isteği Çarşamba'da bulunan sivil toplum kuruluşları tarafından daha gür sesle dile getirilmeye başlandı. Çarşamba merkezli olarak kurulacak olan "Çarşamba Yeşilırmak Üniversitesi" temcit pilavı gibi sürekli öne sürülen Hukuk Fakültesinin Samsun'a taşınması meselesine de bir son verecek ve bu yollu hayalleri olanların da heveslerini kursaklarında bırakacak gibi görünüyor.

11 Temmuz 2016 Pazartesi

Osmanlı'nın Son Döneminde Çarşamba'da Eğitim


            Osmanlı'nın son döneminde devlet görevlileri tarafından kaleme alınan salnameler, anlattıkları bölge ve dönemle ilgili çok önemli bilgiler vermektedir. Salnamelerde, devlet kurumlarından, yöneticilerden vb. konulardan bahsedilmekte hatta bazı istatistikî bilgiler de verilmektedir. O dönemde Orta ve Doğu Karadeniz’in neredeyse tamamını içine alan Trabzon vilayeti için de H. 1286 - 1322 (M. 1869 - 1905) arasında 22 adet salname yazılmıştır. 1869 yılında yazılan Trabzon Vilayet Salnamesinde, vilayetteki halkın nüfusu, dini yapısı, hane sayısı, cami, kilise vb. dini kurumların ve din görevlilerinin sayısı, bulunan eğitim kurumları ve kütüphaneler gibi pek çok bilgiye yer verilmektedir.
            Bilindiği üzere Osmanlı'nın son dönemlerinde iki çeşit eğitim kurumu vardır. İlki geleneksel usulde eğitimlerine devam eden mahalle mektebi (sıbyan mektebi) ve medreselerle, Osmanlı'nın son dönemlerinde özellikle de Sultan II. Abdülhamid Han zamanında sayıları hızla artan Avrupa'daki okullar örnek alınarak kurulmuş olan iptida (ilkokul), rüştiye (ortaokul) ve idadi (lise) adı verilen okullardır. Geleneksel tarzda eğitim veren kurumlardaki eğitim, devlet tarafından tam olarak planlanmış ve denetlenebilen bir eğitim değilken, yeni açılan okullardaki eğitimin daha planlı ve denetimi daha da kolay olmuştur.
            Çarşamba (Arım) kazası idari yönden, Trabzon vilayetinin Canik sancağına (liva) bağlıydı. Osmanlı'nın son dönemindeki Çarşamba, şu anki Çarşamba ilçesinin tamamını, Ayvacık ilçesinin büyük bölümünü, Salıpazarı, Asarcık ve Tekkeköy ilçelerinin bazı köylerini de içine alan Canik sancak merkezinden sonra (şu anki İlkadım, Canik ve Atakum ilçeleri) en büyük kaza idi. Aynı zamanda Çarşamba'nın barındırdığı eğitim kurumları ve kütüphanelerle komşu kazalardan çok daha zengin olduğu görülmektedir.
            Tutulan kayıtlara göre Çarşamba'da 1869 yılında 8 ilmiye medresesinde 11 müderrisin 205 öğrenciye eğitim verdiği belirtilmekte olup, 1872 yılında 4 medrese, 1880 yılında 12 medrese, 1888 yılında 7 medrese, 1895 yılında 5 medrese, 1901 yılında 6 medresede 6 müderris ve 717 öğrencinin olduğu, 1902 yılında 13 medresede 13 müderris ve 558 öğrencinin var olduğu, 1904 yılında ise 13 medresede 13 müderrisin 585 öğrenciye eğitim verildiği belirtilmektedir. 1904 tarihinde Çarşamba'da bulunan medreselerin durumu şöyleydi.
Medresenin Adı
Medresenin Yeri
Müderrisi
Öğrenci Sayısı
Banisi (Kuranı, Yaptıranı)
Hazinedarzade Süleyman Paşa Medresesi
Çay Mah.
Ahmet Efendi
85
Hazinedarzade Süleyman Paşa
Naimiye Medresesi
Çay Mah.
Hacı İsmail Efendi
107
Hacı Mehmet Naim Efendi
Arnabud Ali Bey Medresesi
Orta Mah.
Ahmet Efendi
58
Sofuzade Hacı Hasan Efendi
Mahmut Tayyar Paşa Medresesi
Orta Mah.
Durmuş Efendi
46
Mahmut Tayyar Paşa
Hamidiye Medresesi
Orta Mah.
Derviş Efendi
55
Hasan Kadıoğlu Hacı Abdullah Efendi
Akpınar Medresesi
Sarıcalı Mah.
Mehmet Efendi
15
Muhiddin Efendi
Yusuf Zeyneddin Medresesi
Pembe Mah.
Mahmut Efendi
66
İaneten
Tatarlı Medresesi
Tatarlı Köyü
Bekir Efendi
17
İaneten
Sarıyurd Medresesi
Sarıyurd Köyü
Halil Efendi
32
-------
Hisarcık Medresesi
Hisarcık Köyü
Fehmi Efendi
52
İaneten
Eğri Kiraz Medresesi
Karakaya Köyü
İbrahim Efendi
17
İaneten
Şeyh Habil Medresesi
Şey Habil Köyü
Musa Efendi
16
İaneten
Abacalu (İpçili) Medresesi
Abacalu (İpçili) Köyü
Zihni Efendi
19
İaneten
Tablo 1: 1904 tarihinde Çarşamba'da bulunan medreselerin durumu
            Yukarıda vermiş olduğumuz tablodan da anlaşılmaktadır ki Çarşamba'da 1904 tarihinde 13 tane medrese bulunmakta ve bu medreselerde toplam 585 öğrenci eğitim görmektedir. Aynı yıl Trabzon vilayetinin tamamında 60, Canik sancağında ise toplamda 23 medrese varken bunlardan 13 tanesinin Çarşamba'da bulunuyor oluşu dikkate şayandır. Medreselerden 6 tanesinin kaza merkezinde diğerlerinin ise değişik köylerde kurulu olması da yine dikkat çekicidir. Özellikle köylerde kurulu olanların banisinin de köylüler olduğu anlaşılmaktadır. Bu medreselerin yanında Hazinedarzade Süleyman Paşa'nın Hassabahçe Mahallesinde 45 hücreli bir yapıyı medrese olarak vakfettiği anlaşılmaktadır. Fakat bu medresenin kurulup kurulmadığı ile ilgili malumatımız yoktur. Bir de Çarşamba kazasında bulunan kütüphanelere göz atalım.
Kütüphanenin Adı
Bulunduğu Mahalle
Banisi (Kuranı, Yaptıranı)
Kitap Sayısı
Kuruluş Tarihi
Hazinedarzade Süleyman Paşa Kütüphanesi
Çay Mah.
Hazinedarzade Süleyman Paşa
150
1227 (1812)
Naimiye Kütüphanesi
Çay Mah.
Hacı Mehmet Naim Efendi
130
1303 (1885)
Arnabud Ali Bey Kütüphanesi
Orta Mah.
Sofuzade Hacı Hasan Efendi
335
1275 (1858)
Mahmut Tayyar Paşa Kütüphanesi
Orta Mah.
Mahmut Tayyar Paşa
720
1227 (1812)
Tablo 2: 1904 tarihinde Çarşamba'da bulunan kütüphanelerin durumu
            Yine 1904 yılında tutulan istatistiklerden Çarşamba'da bulunan kütüphane ve kütüphanelerdeki kitap adedinin de fazla oluşu dikkat çekmektedir. Trabzon vilayeti genelinde bulunan 12 kütüphane bulunmakta ve bu kütüphanelerden de 6 tanesi Canik sancağında bulunurken Çarşamba kazasında 4 tane kütüphane bulunuyor oluşu da dikkate şayandır. Bir diğer ilgi çeken konu da kütüphanelerin ve medreselerin tamamının devlet eliyle değil de şahıslar eliyle kurulu oluşudur. Bunun yanında dikkat çeken bir diğer konu da medreselerin büyük bir bölümünün, kütüphanelerin ise tamamının Çarşamba'nın doğu yakasında olduğudur. Kütüphanelerin ve medreselerin aynı adı taşıması ve banilerinin aynı oluşu bu kütüphanelerin medreselere ait kütüphaneler olduğunu göstermektedir. Hazinedarzade Süleyman Paşa Medresesi ve Kütüphanesi günümüzde halen Süleyman Paşa Camii olarak bilinen caminin bünyesinde veya civarında, Naimiye Medresesi ve Kütüphanesinin de halen günümüzde Naimiye Camii olarak bilinen caminin bünyesinde veya civarında olmalıdır. Arnabud Ali Bey Medresesi ve Kütüphanesinin banisinin Sofuzade Hacı Hasan Efendi olarak belirtilmesi aklımıza Çarşamba'da müftülük de yapmış olan ve "Mecmâ'ûl Âdâb" adlı bir esere de imza atmış olan Sofuzade Seyyid Hasan Hulusi Efendi'yi getirmektedir. Bu medrese ve kütüphanenin yeri de yakın zamana kadar ayakta olan Soğuoğlu Caddesindeki Sofuoğlu Camii olabilir. (İki yıl evvel camii yıkılmış yerine Abdullah Tanrıverdi Camii inşa edilmiştir.) Camii yıkılmadan önce caminin kuzey duvarında bulunan küçük odacıklar, bu odacıklarda daha önceden eğitim verildiği izlenimini vermektedir. Aynı odacıkları yakın zamana kadar Çarşamba'daki Akpınar Camii'nde de görmek mümkündü. Bu odacıklarda yirmi sene öncesine kadar hafızlık yapan öğrenciler veya İmam - Hatip Lisesi'nde okuyan öğrenciler yatılı olarak kalıyor, iaşeleri de halk tarafından karşılanıyordu. 
            Çarşamba'da yine klasik usulle eğitim veren mahalle mektebi veya sıbyan mektebi diye anılan ilk derece mektebi diyebileceğimiz mektepler de vardı. Çarşamba'da 1869 yılında 169 sıbyan mektebinde 2607 öğrencenin var olduğu, 1800 yılında 147, 1888 yılında 280, 1902 yılında 198 adet sıbyan mektebi bulunduğu belirtilmektedir.
            Çarşamba'da geleneksel metotlarla eğitim veren medrese ve sıbyan mekteplerinin yanı sıra, 1850'lerden itibaren tüm Osmanlı coğrafyasına yayılmış özellikle de Sultan II. Abdülhamit Han zamanında geniş yayılım imkanı bulmuş Avrupa modeli iptida (ilkokul) ve rüştiyelerin (ortaokul) de açıldığını görmekteyiz. Çarşamba'da ilk iptidanın ne zaman açıldığı bilinmemekle beraber 1888 yılında 4 iptida, 1895 yılında 4 iptida, 1898 yılında 1 iptidada iki muallimin olduğu bilinmekte fakat öğrenci sayıları bilinmemektedir. Ortaokul derecesinde eğitim veren ilk rüştiye Çarşamba'da 1871 yılında açılmıştır. Kayıtlardan bu rüştiyede 1872 yılında 45 öğrencinin olduğu anlaşılmaktadır. 1873'de 3 muallim ve 45 öğrenci bulunan rüştiyede, 1880 ve 1895'deki kayıtlarda da 3 muallim bulunmakta, 1898'de 4 muallim 60 öğrenci, 1899'da 3 muallim 68 öğrenci, 1900'de 4 muallim 95 öğrenci, 1903 yılında ise 3 muallim 91 öğrenci bulunmaktadır. Sonraki yıllarda Çarşamba'da İnas Rüştiyesi (Kız Rüştiyesi) de kurulmuştur. İnas Rüştiyesinde 1912 yılında 2 muallime ve 48 öğrenci bulunuyordu. Bu okulun 1913 yılında kız iptidasına dönüştürüldüğü düşünülmektedir. Osmanlı döneminde Çarşamba'da lise düzeyinde eğitim veren idadi açılmadığı anlaşılmaktadır.
            Bu kurumların yanında Çarşamba'da gayr-ı müslim tebaaya hizmet veren eğitim kurumları da vardı. 1893 tarihli bir nüfus sayımına göre Çarşamba'da 47597 Müslüman, 3114 Rum ve 9775 Ermeni yaşamaktaydı. Bu gayr-ı müslim nüfusa yönelik olarak Çarşamba'da 33 kilisede 36 din görevlisi hizmet vermekteydi. 1869 yılında 7 Rum sıbyan mektebinde 245 öğrenci, 18 Ermeni sıbyan mektebinde de 404 öğrenci olmak üzere toplamda 25 sıbyan mektebinde 649 öğrenciye eğitim verilmekteydi. 1872 yılında 3 Rum mektebinin olduğu, yine 1880 yılında da 3 sıbyan mektebinin olduğu belirtilmektedir. 
Yararlanılan Kaynaklar:
-          Abdullah Bay – Hazinedarzadelerin Vakıf Faaliyetleri, Uluslararası Karadeniz İncelemeleri Dergisi, 2008, Sayı:5 Sayfa: 113.
-          Ünal Taşkın – 1317 Maarif Salnamesine Göre Trabzon Vilayetinde Eğitim Kurumları, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2009, Sayı:7, Sayfa: 244.
-          İbrahim Topal – Salnamelere Göre Trabzon Vilayetinde Dini ve Sosyal Yapı, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), 2012.
-          Hayrettin Arıcı – XIX. Yüzyılda Trabzon Vilayetinde Eğitim (Vilayet Salnamelerine Göre)(Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), 2006.